Anasayfa | Hakkımızda | Sohbet | G. Manşetleri | Ziyaretçi Defteri | Sitene Ekle | İletişim | Video İzle | Foto Galari | REKLAM

Arama


Gelişmiş Arama

Radyo Dinle

MALATYA

Ah nerede o eski Ayvalı!

“Ah nerede o eski günler” diye başlayan konuşmalardan hoşlanmazdım eskiden beri… “Ne olmuş yani eski eskide kaldı yeni şeyler daha güzel” diye düşünürdüm hep… Fakat insanın yaşı 40'a dayanınca bazı düşüncelerinde de değişiklikler olmaya başlıyormuş. Sizleri bilmem ama ben şimdilerde tam da eski ile yeni arasında bir yerlerde duruyorum ve doğrusu eskiye özlem duymuyor da değilim…

Bir defa çocukluğumuzdaki gibi kar yağmıyor artık mesela… Ben hatırlıyorum da, eskiden boyumuz kadar karlar yağardı. Sabah erkenden kalkar, kahvaltı yapmadan önce “sıyırgı”ları elimize alır, “damın üstü”nü sıyırırdık… Bazı zamanlar günde 2-3 defa sıyırdığımız olurdu… Kar az bir şey erimeye yüz tutunca da, damlarımız akmasın diye “gejgere” ile samanı getirip,”süllüm” ile “dam”ın üstüne çıkar ve damı “loo”lamaya başlardık… Öyle ki damın üstü değme betondan daha sert olana kadar…

Sonra… Sonra ver elini çatalca… Köyün tüm uşakları da eline kızaklarını alır, bizim Çatalca’ya gelirdi… Taa Çatalca’nın başına elinde kızaklarla çıkacaksın, oradan kızağa binecek ve kendini bırakacaksın, bir de bakmışınki kendini “aganoo”ların değirmenin yanında bulmuşun… Düşünün bir kere Çatalca’dan değirmenin oraya kadar günde onlarca defa iner çıkardık, üstümüz başımız kar olurdu ayaklarımızda “çapa” lastiklerimiz ve ucu delikli çoraplarımız sırılsıklam olurdu gene de eve gitmezdik… Ancak öğleden sonra “mal sulanacak” ve yemlenecek… Eve geldiğimizde analarımızdan bir güzel azar işitiriz fakat elimizi avuçlarının arasına alıp “hohlamadan” da edemezlerdi… Ayvalıda bizim zamanımızda çocukluk deyince yılın büyük bir bölümü oyun demekti… Saklambaç oynamak için, gece yarısı kimimiz “tavşan tepesine” kimimiz “uzun sırta” kadar çıkardık… Hocaların Keloğlanın Ali (Allah rahmet eylesin), Kâtip Ali Osman’ın Hasan Gazi, “Gıllıgızın” Hacı ve İbrahim kankalarımızdı… “yedi taş” “pırtık” “hınçıl” “çelik” en favori oyunlarımızdı… Yeri gelmiş iken hasan Gazi’nin anası rahmetli döndü bibimin evine televizyon izlemeye az gitmedik… Düşünün bir kere mahallenin tüm çocukları döndü bibimin evinde, sıra sıra oturmuş saatlerce televizyon izliyor… Bugün hangi ev hanımı buna tahammül edebilir? “Hakkını helal et döndü bibi”

Bir bayram oldumuydu, köyün üst başından en aşağısına kadar istisnasız tüm evlere şeker için gidilir, kimisi “kınalı şeker” kimisi “cikilota şekeri” verirdi bizlere… Biraz büyüyen erkek çocuklarına sigara da verilirdi, ne de olsa o erkek ya… Malum Ayvalı işte…

Daha bu anlattıklarıma sayfalarca ilaveler yapabilirim, benim aklıma gelmeyenleri de siz ekleyin aralara… Bir o günlerimize bakın bir de şimdiye… Bana hak vereceğinizi düşünüyorum, her ne kadar şimdi daha zengin olsak da… Hülasa, bizim çocuklarımıza bakıyorum da, ya onlar çocukluğunu yaşamıyor ya da biz yaşamadık… İki nesil arasındaki uçurum tarihin hiçbir döneminde bu kadar olmamıştır sanırım…

2000’li yıllar Teknoloji patlaması ile beraber, belki hayatımıza birçok yenilikler getirdi fakat şimdi görüyorum ki, daha fazlasını da alıp götürmüş… Kuşak çatışması ve yozlaşma 21. Yüzyılın en temel sorunu…

Ben geçmişimizde her şey daha güzeldi demek istemiyorum, evet hatırlanacak bir o kadar da olumsuzluklar var geçmişimizde… Fakat bizlere düşen iyi ile kötüyü ayırt edip, geçmişimizde iyi olan her şeyi geleceğe taşıyarak, geçmiş ile geleceği birleştirip daha sağlıklı kafa yapıları oluşturabilmek… Hayat her birimizi bir yerlere savurmuş olabilir, fakat bu savrulma kaybolma anlamıma gelmemeli ve köklerimize tutunarak geleceğe giden yolumuzu aydınlatabilmeliyiz…
 

Şimdi tekrar sizleri düşünmeye davet ediyorum… Bugünlerde yaşadığımız “ayrılışlar” ne kadar haklı? Birbirimize sırt çevirişimiz için beyinlerimizde oluşturduğumuz gerekçelere hakikaten bizler de inanıyor muyuz? Görüş ayrılıklarımız, siyasi çekişmelerimiz, firaklarımız bizleri nereye götürüyor, hiç düşündük mü? Peki, tüm bunlara değer mi?

Selam ve dua ile…

 


Okunma  Yazar : Ömer Budak
Yorumlar  Yorum Sayısı : 5
Okunma  Okunma : 798
Tarih  Tarih : 24 Ocak 2010 13:02
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

HÜSEYİN KÖKSAL ÇINAR [ 04 Mart 2010 01:35 ]

Abi eline sağlık gerçekten çok güzel yazmışsın hatta son 3.paragraftan devam edilip bir kaç yazı daha yazılır eline sağlık...

ayvalınınbiri [ 01 Mart 2010 20:33 ]

sevgili ömer ağabey.ne güzel de anlatmışsın köyümüzü.yakınlarda olmama rağmen yine de sağlık ocağını geçtimmi kendimi çok uzaklarda hissediyorum...köyümüz yine de güzel.insanımız yinede güzel.sadece bazen küçük şeylere takılıp kalıyorlar..herkese cümleten saygılar sunarım...

Hasan POLAT [ 30 Ocak 2010 19:17 ]

Vallahide billahide bu güzelim kış gününde lapa lapa yağan kara ve soğuğa rağmen beni çok duygulandırdın Ömer abim.Yazını okuyunca için ısındı.1995 te çıktığım kasabamdamdan bahsedilince duygu yoğunluğu yaşarım herzaman.Haaa çok mu uzaktasın deseniz değilim elbet. Fırsatım olunca hemen baba yurduma mutlaka gidiyorum ama Haramı'nın gediğe çıkıp Üskülüğ'ün gedikten aşınca Ayvalı'mın kokusu hep beni çekmiştir.Bu yazınla benide çocukluğuma götürdün. Yatsı namazını kılıp bir gün Arerlerde diğier gün dayım gilde bir sonrasında bizde diğerinde Bekir emmimgilde diğerinde Osman emmimde yapılan sıcak sohbetlere içim gidiyo. Arer Memmed'in ağıl yıkma laflarına,o kocaman hezanları nasıl devirdiğini ballandırarak anlatmasına,babamın Aallah'tan kork Memmet öte tarafta nasıl ödeyeceğin o ağılların sahiplerinin haklarını demesine, Memmet emmimin ee Apdılla güzün soğuğunda donamıydık dağlarda deyip kendini haklı çıkarmaya çalışmasına, çobanlık maceralarına ,dayımın kaval çalmasına   içim gidiyo vallahi.( BU ARADA KÖYE HER GİTTİĞİMDE YİNE KOMŞULARLA MUTLAKA BİR ARAYA GELİYOM AMA YİNEDE ESKİ TADI TAM OLARAK ALAMIYOM.)Kar yağınca Kayalıoğlundan aşağı kızak kaymayı,çelik oynamayı(hele birde çeliği dalınan havada curr aldın mı), yedi taş oynamayı,Iırasılın yokuşta kalan arabaların önüne küllükten kül götürüp sermeyi, ikindiye doğru davarlarımızı tohmada sulamayı,ayda bir davarın kermesini kesip gecgereynen çekmeyi,bahar gelince Hanın önüne göç çekmeyi, gaşmerin çalda ,Çahmahlının çalda, Gazangahlıkta davar yaymayı öyle özlüyorum ki değmeyin şu anda bana .Tam bu dakikada gözlerimdeki yaşı tutamadım dışarı akıyor.Baharın ve güzün köydeki eve göçünceye kadar Hahınönünden okula gelip gitmek çok zor gelirdi bana ama onada içim gidiyo şimdi.Bu arada okul çıkışı Hasan ağanın yoncalıkta Arerin üsünnn, Hasan ağanın Memmet, emet ağanın Gazi ve benim top aynadığımız günleride hiç unutamıyorum.Allah senden razı olsun Ömer abiciğim.beni çok duygulandırdın ve birkaç cümlede benim yazmama sebep olsun.Teşekkürler.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Hamdolsun Nuh Boyraz
Nuh Boyraz
Laf Değil İş Lazım Ömer Budak
Ömer Budak

Son Dakika Haberleri

Ziyaretçi Defteri

Baki KARATAŞ
KADİR GECESİ
nazım tokgöz .evet
abizittine cevap
abızıttın
niye evet nazım
nazım tokgöz .evet
12 eylül referandum ...evet de kardeşim
Rabia Cinar
Selamlar

Facebook

Anket

Anayasa Değişikliğini Nasıl Değerlendirirsiniz?




Tüm Anketler

Bugün :29 
Dün :126 
Bu Ay :940 
Geçen Ay :2657 
Toplam Tekil :61498 
Toplam Çogul :935362 

© 2008 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Webmaster: Mustafa Özdemir

Tasarım ve Programlama: AysisWeb